AİHM İç Tüzüğü

Mahkeme İç Tüzüğü 

 
Madde 41   (Davaların görülme sırası)
Mahkeme, görülecek davaların sırasını belirlerken, kendisinin tespit ettiği kriterlere dayanarak, meselelerin önemini ve ivediliğini göz önünde tutar. Bununla birlikte Daire veya Daire Başkanı, belirli bir başvuruya öncelik tanımak için bu kriterlerden ayrılabilir.
 
Madde 52   (Başvuruların Bölümlere tevzii)
1. Mahkeme Başkanı Sözleşme'nin 34. maddesine göre yapılan bir başvuruyla bir Bölümü görevlendirir; Mahkeme Başkanı bu görevlendirme sırasında davaların Bölümler arasında adil dağılımı için çaba gösterir.
2. Sözleşme'nin 26(1). fıkrasında öngörülen yedi yargıçlı Daire, İçtüzüğün 26(1). fıkrasına göre ilgili Bölüm Başkanı tarafından oluşturulur.
3. Yukarıdaki fıkraya göre bir Daire oluşturuluncaya kadar, Bölüm Başkanı bu İçtüzükte Daire Başkanına verilen bütün yetkileri kullanır.
 
Madde 52A   (Tek yargıç önündeki usul)
1. Tek yargıç, Sözleşme’nin 27. maddesine uyarıca, Sözleşme'nin 34. maddesine göre yapılmış olup, daha fazla incelenmeksizin kabuledilebilir olmadığına veya düşmesine karar verilebilen bir başvurunun, kabuledilebilir olmadığına veya düşmesine karar verebilir. Bu karar kesindir. Başvurucu karara ilişkin olarak bir mektupla bilgilendirilir.
2. Tek yargıç, Sözleşme'nin 26(3). fıkrası gereğince, nezdinde seçilmiş olduğu Sözleşmeci Tarafa karşı yapılmış ola bir başvuruyu inceleyemez.
3. Tek yargıç, bu maddenin ilk fıkrasında öngörüldüğü şekilde verilebilecek bir karar vermezse, başvuruyu daha fazla inceleme için bir Komiteye veya Daireye gönderir.
Madde 53   (Komite önündeki usul)
1. Komite, Sözleşme'nin 28(1)(a) bendi uyarınca yargılamanın herhangi bir aşamasında, daha fazla incelenmeksizin kabuledilebilir olmadığına veya düşmesine karar verilebilen bir başvurunun, kabuledilebilir olmadığına veya düşmesine oybirliğiyle karar verebilir.
2. Komite, İçtüzüğün 54(2)(b) bendi uyarınca taraflardan alınan görüşler ışığında, Sözleşme'nin 28(1)(b) bendinde öngörülen usule göre davanın görülebileceğine kanaat getirirse, oybirliğiyle, kabuledilebilirlik kararını ve gerekirse adil karşılığı da içeren bir sonkarar verir. 
3. İlgili Sözleşmeci Taraf nezdinde seçilmiş yargıç Komite üyesi değilse, Komite, Tarafın Sözleşme'nin 28(1)(b) bendinde öngörülen başvuru usulüne itiraz edip etmediği gibi bütün ilgili unsurları dikkate alarak, yargılamanın herhangi bir aşamasında, o yargıcı üyelerinden birinin yerini almaya oybirliğiyle davet edebilir.
4. Sözleşme'nin 28(1). fıkrası uyarınca verilen kabuledilebilirlik kararları ve sonkararlar kesindir.
5. Komite başka türlü karar vermedikçe, hem başvurucu ve hem de mevcut İçtüzüğe göre daha önce bu başvuruya katılmış olan Sözleşmeci Taraflar, Sözleşme'nin 28(1)(a) bendi uyarınca, bir mektupla karar hakkında bilgilendirilirler.
6. Komite, bir kabuledilebilirlik veya sonkarar verememiş ise başvuru, davayı görmesi İçtüzüğün 52(2). fıkrası gereğince oluşturulan Daireye gönderilir.
7. İçtüzüğün 79’dan 81’e kadar olan hükümleri, Komite önündeki yargılamalarda kıyasen uygulanır.
Madde 54   (Daire önündeki usul)
1. Daire hemen bir başvurunun kabuledilemez olduğuna ve davanın düşmesine karar verebilir.
2. Ya da Daire veya Daire Başkanı,
(a) taraflardan maddi olaylarla ilgili olduğunu düşündüğü bilgi, belge veya diğer materyalleri sunmalarını isteyebilir;
(b) davalı devlete başvuruyu iletir ve başvuru hakkındaki görüşlerini bildirmeye davet eder; davalı devletin görüşlerini aldıktan sonra, başvurucuyu buna cevap vermeye davet eder;
(c) tarafları daha başka yazılı görüşlerini bildirmeye davet edebilir.
3. Daire, kabuledilebilirlik kararı vermeden önce, tarafların talebi üzerine veya kendiliğinden, Sözleşme’deki görevlerinin yerine getirilmesi için bir duruşma yapılmasını gerekli gördüğü taktirde, duruşma yapmaya karar verebilir. Bu durumda Daire istisnai olarak aksine karar vermedikçe, taraflar başvurunun esasıyla ilgili sorunlar hakkında da görüşlerini bildirmeye de davet edilirler.
Madde 54A   (Kabuledilebilirlik ve esasın birlikte incelenmesi)
1. Daire, İçtüzüğün 54(2)(b) bendi gereğince bir davalı Devlete başvuruyu bildirmeye etmeye karar verirken, Sözleşme’nin 29(3). fıkrası uyarınca, davanın kabuledilebilirliğini ve esasını aynı anda incelenmeye de karar verebilir. Böyle durumlarda taraflardan görüşlerine, adil karşılıkla ilgili taleplerini ve dostane çözümle ilgili tekliflerini de eklemeleri istenir. İçtüzüğün 60 ve 62. maddeleri, kıyasen burada da uygulanır. Bununla birlikte Mahkeme, gerekli gördüğü takdirde, herhangi bir aşamada kabuledilebilirliğe ilişkin ayrı bir karar almaya da karar verebilir.
2. Dostane çözüme veya başka bir çözüme varılamazsa ve Daire de tarafların iddia ve savunmaları ışığında davanın kabuledilebilir olduğuna ve esas hakkında karara hazır bulunduğuna kanaat getirirse, kabuledilebilirliğe ilişkin ayrı karar alma kararı verdiği haller dışında, kabuledilebilirlik hakkındaki kararını da içeren hemen bir sonkarar verir.
 
Madde 75   (Adil karşılık konusundaki karar)
1. Daire ya da Komite, bir davada Sözleşme ya da Protokollerinin ihlalini tespit ettiğinde, İçtüzüğün 60. maddesine uygun olarak belirli bir talepte bulunulmuşsa ve bu husus karar için hazırsa, Sözleşme'nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin bir hükmü aynı sonkararda verilir; sorun karara hazır değilse, Daire ya da Komite bu sorunu tamamen veya kısmen saklı tutar ve diğer usul işlemlerine geçer.
2. Sözleşme'nin 41. maddesinin uygulanmasıyla ilgili karar verilirken, Daire veya Komite, mümkün olduğunca, bu davanın esası hakkında karar vermiş olan yargıçlardan oluşur. Daireyi veya Komiteyi ilk haliyle oluşturmak mümkün olmazsa, Bölüm Başkanı Daireyi kura çekerek tamamlar veya yeniden oluşturur.
3. Daire veya Komite, Sözleşme'nin 41. maddesi uyarınca adil karşılığa hükmederken, tayin edilen süre içinde bir ödeme yapılmadığı takdirde hükmedilen miktara faiz uygulanmasına karar verebilir.
4. Zarar gören taraf ile zarardan sorumlu Sözleşmeci Devlet arasında bir anlaşmaya varıldığı hakkında Mahkeme bilgilendirilirse, Mahkemece varılan bu anlaşmanın hakkaniyete uygunluğu incelenir ve anlaşma hakkaniyete uygun ise, İçtüzüğün 44(2). fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar verilir.
BÖLÜM X – SÖZLEŞME’NİN 46(3),   (4) VE   (5). FIKRALARINA GÖRE YARGILAMA
Alt Başlık I 
 Sözleşme'nin 46(3). fıkrası uyarınca yapılacak yargılama
Madde 91   (…)
Sözleşme'nin 46(3). fıkrası uyarınca herhangi bir yorum talebi Yazı İşleri Müdürüne yapılır. Talepte, sonkararın infazını engellediği söylenen yorum sorununun niteliği ve kaynağı tam ve açık bir şekilde açıklanır ve aşağıdaki hususlar eklenir:
(a) varsa, sonkarara ilişkin Bakanlar Komitesi önündeki yerine getirme işlemlerine ilişkin bilgi;
(b) Sözleşme'nin 46(3). fıkrasında belirtilen kararın bir örneği;
(c) Mahkeme’ye gerekli açıklamalar yapması konusunda Bakanlar Komitesi tarafından görevlendirilen kişi ya da kişilerin adları ve adresleri. 
Madde 92   (…)
1. Talep mevcut sonkararı veren Büyük Daire, Daire ya da Komite tarafından ele alınır.
2. Büyük Dairenin, Dairenin ya da Komitenin ilk hali oluşturulamıyor ise, Mahkeme Başkanı, kurayla bunu tamamlar ya da yeniden oluşturur.
Madde 93   (…)
Bakanlar Komitesi tarafından yapılan yorum soruları hakkında Mahkeme’nin kararı kesindir. Yargıçların ayrık görüşleri kararda yer almaz. Hükmün örnekleri, ilgili tarafların yanı sıra İnsan Hakları Komiseri dâhil üçüncü kişilere de gönderilir.
Alt Başlık II  
Sözleşme'nin 46(4) ve   (5). fıkraları uyarınca yapılacak yargılama
Madde 94   (…)
Sözleşme'nin 46(1). fıkrası uyarınca bir Sözleşmeci Tarafın sorumluluğunu yerine getirip getirmediği sorununun Mahkeme’ye gönderildiği yargılamada Mahkeme, Sözleşme'nin 31(b) bendi ve 46(4) ve (5). fıkraları hükümlerine ek olarak, aşağıdaki hükümleri de uygular. Ayrıca uygun olduğunu düşündüğü ölçüde, Mahkeme, bu İçtüzüğün diğer hükümlerini de uygular.
Madde 95   (…)
Sözleşme'nin 46(4). fıkrası uyarınca yapılan herhangi bir talep, gerekçeli olarak Yazı İşleri Müdürlüğüne yapılır. Talebe aşağıdaki unsurlar eklenir:
(a) ilgili sonkarar;
(b) eğer varsa, ilgili taraflarca sunulmuş yazılı görüşler ve yazışmalar dahil ilgili sonkarara ilişkin Bakanlar Komitesi önündeki yerine getirme işlemleri hakkında bilgi;
(c) davalı Sözleşmeci Tarafa gönderilen resmi bildirimlerin ve Sözleşme'nin 46(4). fıkrasına göndermede bulunan Bakanlar Komitesi kararının bir örneği;
(d) Mahkeme’ye açıklamalar yapması için Bakanlar Komitesi tarafından görevlendirilen kişi ya da kişilerin isim ve adresleri;
(e) soruna açıklık getirmesi muhtemel diğer bütün belgelerin örnekleri.
Madde 96   (…)
Mahkeme’ye gönderilen sorun hakkında karar vermek için İçtüzüğün 24(2)(g) bendine uygun olarak bir Büyük Daire oluşturulur.
Madde 97   (…)
Büyük Daire’nin Başkanı gönderilen sorun hakkında yazılı görüşlerini sunmak üzere Bakanlar Komitesine ve ilgili taraflara bildirimde bulunur.
Madde 98   (…)
1. Büyük Daire Başkanı, yazılı görüşlerin ve diğer belgelerin sunulması için bir süre belirler.
2. Büyük Daire, duruşma açmaya karar verebilir.
Madde 99   (…)
Büyük Daire kararını, sonkarar şeklinde verir. Sonkaranın örnekleri, Bakanlar Komitesine, ilgili tarafların yanında İnsan Hakları Komiseri dahil üçüncü taraflara iletilir.
 
 
UYGULAMA YÖNERGESİ : ADİL KARŞILIK TALEPLERİ
I.   Giriş
1. Adil karşılığa (just satisfaction / hakkaniyete uygun tatmine) hükmedilmesi, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Protokollerinin ihlaline karar verilmesinin otomatik bir sonucu değildir. Sözleşme'nin 41. maddesi, Mahkeme’nin adil karşılığa sadece, iç hukukta bütünüyle bir giderime olanak bulunmadığında ve hatta sadece “gerektiği takdirde” («if necessary»; Fransızca metinde «s’il y a lieu») hükmedeceğini öngörmektedir.
2. Dahası, Mahkeme böylesi bir adil karşılığa sadece olayın şartları içinde “hakkaniyet gereği” («just»; Fransızca metinde «équitable») olduğunu düşündüğü zaman hükmedecektir. Bu nedenle, her olayın özel şartlarına bakılacaktır. Mahkeme zarar görüldüğü iddia edilen bazı başlıklar bakımından parasal bir tazminata gerek olmaksızın, ihlal tespitinin başlı başına yeterli bir adil karşılık oluşturduğuna karar verebilir. Mahkeme ayrıca, fiilen uğranılan zarardan ya da gerçekten katlanılan ücret ve masraflardan daha az bir miktara hükmedilmesini ve hatta hiç bir tutara hükmedilmemesini hakkaniyete uygun bulabilir. Örneğin, şikâyet edilen durum, zararın miktarı ya da ücretlerin düzeyi başvurucunun kendi hatası yüzünden artmışsa, durum böyledir. Mahkeme hükmedilecek miktarı belirlerken, ayrıca ihlalden zarar gören taraf olarak başvurucunun durumunu ve kamu yararını sağlamakla görevli Sözleşmeci Devletin durumunu dikkate alabilir. Son olarak, Mahkeme normal olarak yerel ekonomik koşulları dikkate alacaktır.
3. Mahkeme Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca bir tutara hükmederken iç hukuktaki standartları rehber olarak alabilir. Ancak asla bu standartlarla bağlı değildir.
4. Talepte bulunanlar, adil karşılığa hükmedilebilmesi için Sözleşme’den ve Mahkeme İçtüzüğünden kaynaklanan usule ve esasa ilişkin koşullara uygunluğun şart olduğu konusunda uyarılırlar.
II.   Adil karşılık taleplerinin sunulması: usule ilişkin şartlar
5. Adil karşılık taleplerinin sunulması için süreler ve diğer usule ilişkin şartlar, Mahkeme İçtüzüğünün 60. maddesinde gösterilmiştir. Bu maddenin ilgili kısmı şöyledir:
“1. Sözleşme’deki bir hakkının ihlal edildiğinin Mahkeme tarafından tespit edilmesi halinde Sözleşme’nin 41. maddesine göre adil bir karşılığa hükmedilmesini isteyen bir başvurucu, bu yönde özel bir talepte bulunmalıdır.
2. Daire Başkanı aksine karar vermedikçe, başvurucu bütün taleplerini başlıklar altında ayrıntılı olarak ve destekleyici belgelerle birlikte, kendisine esas hakkındaki görüşlerini sunması için verilen süre içinde sunmak zorundadır.
3. Başvurucunun yukarıdaki fıkralardaki şartlara uymaması halinde, Daire, talepleri bütünüyle veya kısmen reddedebilir.
…”
Bu nedenle Mahkeme, belirli taleplerin uygun belge delili ile desteklenerek yapılmış olmasını aramaktadır; aksi halde tazminata hükmetmeyebilir. Mahkeme ayrıca başvuru formunda belirtilmiş, ancak yargılamanın uygun bir aşamasında yeniden sunulmamış ya da süresinde yapılmamış talepleri reddedecektir.
III.   Adil karşılık taleplerinin sunulması: esasa ilişkin şartlar
6. Sözleşme'nin 41. maddesi uyarınca adil karşılık, aşağıdaki konulara ilişkin olabilir:
a) maddi zarar;
b) manevi zarar; ve
c) ücret ve masraflar.
1. Genel olarak zarar
7. İddia edilen ihlal ile meydana geldiği ileri sürülen zarar arasındaki nedensellik bağı açıkça ortaya konmalıdır. Mahkeme, iddia edilen ihlal ile zarar arasında yalnızca zayıf bir bağlantıyla veya olmuş olabileceklere ilişkin salt spekülasyonlara dayalı tahminlerle tatmin olmayacaktır.
8. Tazminat ancak, zararın tespit edilen ihlalin bir sonucu olması halinde hükmedilebilir. Yargılamanın ilk aşamasında kabuledilemez bulunmuş şikâyetler için veya Sözleşme’yi ihlal ettiği tespit edilememiş olayların veya durumların neden olduğu zararlar için tazminata hükmedilemez.
9. Mahkeme’nin zarar için tazminata hükmetmesinin amacı, bir ihlalin doğurduğu gerçek zarar nedeniyle başvurucuya bir giderim sağlamaktır. Zarardan sorumlu Sözleşmeci Devleti cezalandırmak amaçlanmaz. Bu nedenle Mahkeme, şu ana kadar “cezalandırıcı”, “ağırlaştırıcı” ya da “ibretlik” olarak gördüğü tazminat taleplerini kabul etmemiştir.
2. Maddi zarar
10. Maddi tazminata ilişkin ilke şudur: başvurucu mümkün olduğunca, ihlal meydana gelmemiş olsaydı şimdi içinde bulunacağı duruma, yani restitutio in integrum (eski hale iade) durumuna getirilmelidir. Bu, hem gerçekten olarak uğranılan kaybı (damnum emergens / fiili zarar) ve hem de gerçekleşmesi beklenen kazanç azalmalarını veya kayıplarını (lucrum cessans / kaçırılan kazanç, kar mahrumiyeti) kapsar.
11. Maddi zararın, iddia edilen ihlalden veya ihlallerden kaynaklandığını göstermek, başvurucuya düşer. Başvurucu mümkün olduğunca, sadece zararın varlığını değil, zararın miktarını ya da değerini de kanıtlayacak belgeler sunmalıdır.
12. Normal olarak Mahkeme’nin hükmettiği miktar, hesaplanan zararın tamamını karşılayacaktır. Bununla birlikte, gerçek zarar kesin bir şekilde hesaplanamazsa, Mahkeme önündeki olgular dayanarak bir hesaplama yapacaktır. Yukarıda 2. paragrafta işaret edildiği gibi, Mahkeme’nin hakkaniyet temelinde belirlenen kayıp miktarının tamamından daha az bir tazminata hükmetmesi de mümkündür.
3. Manevi zarar
13. Mahkeme’nin manevi tazminat hükmü, ruhsal veya fiziksel acılar gibi maddi olmayan zararlar için parasal karşılık sağlanmasını amaçlar.
14. Manevi zarar, niteliği gereği kesin olarak hesaplanmaya elverişli değildir. Eğer böyle bir zararın varlığı tespit edilmiş ve Mahkeme de bir para ödenmesinin gerekli olduğuna karar vermişse, kendi içtihatlarında ortaya koyduğu standartları dikkate alarak hakkaniyet temelinde bir değerlendirme yapacaktır.
15. Manevi zararlarının tazmin edilmesini isteyen başvurucular, kendilerince hakkaniyetli olduğunu düşündükleri bir meblağı belirtmeye davet edilirler. Birden fazla ihlalin mağduru olduklarını düşünen başvurucular, iddia edilen bütün ihlalleri kapsayacak tek bir toplam miktar talep edebilecekleri gibi her ihlal için ayrı bir miktar da talep edebilirler.
4. Ücretler ve masraflar
16. Mahkeme, başvurucunun ihlalin meydana gelmesini önlemek veya meydana gelmiş ihlalin giderilmesini sağlamak için, önce iç hukukta ve sonra da Mahkeme önündeki yargılamalar sırasında, ödediği ücretlerin ve masrafların başvurucuya geri ödenmesine karar verebilir. Bu ücretler ve masraflar, tipik olarak avukatlık ücretlerini, mahkeme harçlarını ve bunun gibi masrafları kapsayacaktır. Özellikle Mahkeme önündeki bir duruşmaya katılma nedeniyle seyahat ve kalma masrafları da buna dahildir.
17. Mahkeme tespit edilen ihlallerle bağlantılı olduğu sürece, ücret ve masraf taleplerini kabul edecektir. Mahkeme, ihlal tespit edilmesine yol açmamış ya da kabuledilemez bulunmuş şikâyetlere ilişkin talepleri reddedecektir. Böyle durumda başvurucular, belirli şikâyetler için ayrı kalemler altında talepte bulunmak isteyebilirler.
18. Ücretlere ve masraflara gerçekten katlanılmış olmalıdır. Yani başvurucu, kanuna ya da sözleşmeye dayanan bir yükümlülük uyarınca bunları ödemiş veya ödeme taahhüdünde bulunmuş olmalıdır. İç hukuk mercileri ya da Avrupa Konseyi tarafından hukuki yardım olarak yapılmış ya da yapılacak bir ödeme, hükmedilen miktardan düşülecektir.
19. Ücretlere ve masraflara, gerekli olduğu için katlanılmış olmalıdır. Yani bunların, ihlali önlemek ya da ihlalden dolayı giderim elde etmek yapılması kaçınılmaz hale gelmiş olmalıdır.
20. Ücretler ve masraflar miktar bakımından makul olmalıdırlar. Mahkeme bunların aşırı olduğunu tespit ederse, kendi değerlendirmesine göre makul gördüğü bir miktara hükmedecektir.
21. Mahkeme, ayrıntılı fatura ve makbuz şeklinde kanıt istemektedir. Bu kanıtlar, Mahkeme’nin yukarıdaki koşullara ne dereceye kadar uyulduğunu belirlemesine olanak verecek şekilde yeterince ayrıntılı olmalıdır.
5. Ödeme bilgileri
22. Başvurucular ödenmesini istedikleri miktara ilişkin bir banka hesabı bildirmeye davet edilirler. Başvurucular belirli bir miktarın, örneğin hükmedilecek ücretler ve masrafların ayrı olarak, yani doğrudan temsilcilerinin banka hesabına yatırılmasını isterlerse, bunu da bildirmelidirler.
IV.  Mahkeme’nin hükmettiği ödemenin şekli
23. Mahkeme eğer adil karşılığa hükmederse, bu karşılık, tespit edilen ihlalin mağdur ya da mağdurlarına davalı Hükümet tarafından bir miktar para ödenmesi şeklinde olacaktır. Mahkeme sadece çok nadir durumlarda, mevcut ihlale son verilmesi ya da ihlalin giderilmesi için Hükümete bir talimat vermeye karar verir. Bununla birlikte Mahkeme, kararın icrası için rehberlik yapma önersinde bulunmaya da karar verebilir (Sözleşme’nin 46. maddesi).
24. Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca hükmedilen bir para ödemesi, başvurucunun talebinde belirttiği kurdan bağımsız olarak Euro (EUR, €) kurundan olacaktır. Eğer başvurucu Euro’dan başka bir kurda ödeme kabul edecekse, Mahkeme ödeme tarihindeki kambiyo kuru üzerinden diğer kura çevrilerek miktarın ödenmesini emredecektir. Başvurucular taleplerini formüle ederken, uygunsa, ödenmesini istedikleri miktarın farklı bir para biriminden Euro’ya çevrilmesinin ya da tersinin yaratacağı sonuçları düşünmelidirler.
25. Mahkeme, ödenmesi gereken miktar için re’sen bir süre belirleyecektir. Normal olarak bu süre, kararın kesinleşmesi ve bağlayıcı hale geldiği tarihten itibaren üç ay olacaktır. Mahkeme ayrıca belirlenen sürenin aşılması halinde, normal olarak ödeme dönemi için, Avrupa Merkez Bankasının belirlediği en düşük ödünç faizine 3 puan eklenerek belirlenen miktara eşit bir basit faizin, gecikme faizi olarak ödenmesine hükmedecektir.

 

 

    

"AİHM Kararlarının Uygulanmasının İzlenmesi" projesi 2012-2013 yıllarında Almanya Büyükelçiliği Ankara, 2014-2015 yılları için de Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile İngiltere Büyükelçiliği Ankara tarafından desteklenmektedir. 

Web sitesinin Avrupa Birliği'nin ve diğer fon sağlayıcıların resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.